..




Konusu:

Bilgi mutluluğa zarar verebilir mi?


 Yazar Rumuzu: uzay7193

 Eser Sıra Numarası: 210219eser02



                                                           MUTLULUĞUN ARACI

     İnsanlık tarihinin her döneminde bilgi gelişime ve ilerlemeye ışık tutmuştur. Bilgi pınarının sınırsız kaynak suyunda ilim ile harmanlanan insan, günümüze fenin önderliğinde gelmiştir. Peki, kolay mıdır bilgi pınarının suyuyla ödüllendirilmek? Daha önce keşfedilmemişi gün yüzüne çıkarabilmek? Eğer kolay olsaydı uzayın gerçekleri uğruna kilisenin ölüm tehditlerini karşısına alan Galileo Galilei’nin çalışmaları gözlerine mâl olmazdı. Hayatını radyasyonun bilinmezlerine ve ışın tedavisine adamış Maria Curie, sağlığını kaybedip bunun bedelini canıyla ödemezdi. Nedendi tüm bu çabalar peki? Neydi bilgiyi bu denli paha biçilmez ve uğrunda büyük fedakârlıklar yapılacak kadar değerli kılan? Bilginin onlara sağladığı güçle elde edecekleri üstünlük müydü hedef? Belki de paranın getireceği imkânların peşindeydiler. Bana kalacak olursa fen ve ilmin uğruna büyük bedeller ödemiş bu insanlar mutluluğun takipçileriydiler.


“Mutluluk tabii haklısın da, ucunda ölüm olduğunu bile bile de uğraşmazsın yahu.” diye düşünüyor olabilirsiniz. Belki sizler için uğrunda ömür harcanan bilgi bahsettiğim bilim insanlarının omuzlarına sorumluluklar yükleyen, toplumdan dışlanmalarına sebep olan ve nihayetinde mutluluklarına zarar veren yegâne kavramdır lakin ben eminim ki ilim uğruna çabalayan her insan; mutluluğuna, amacına ulaştığı zaman kavuşacaktır. “E tamam yok muymuş ki mutlu olmanın başka yolları, illa bilgili mi olmak gerekiyor?” derseniz de mutluluğun biz insanlar için ne ifade ettiğine bakmamız gerekir. Temelinde mutluluk beynimizin verdiği sinyalle salgılanan bir hormondan ibarettir fakat işler bu sinyali tetikleyenin, yani mutluluğun kaynağının ne olduğuna gelince durum biraz daha karmaşıklaşıyor. “Kaynağı basit canım, paran varsa mutlusun yoksa çulsuzsun.” diyenleriniz için, o işler her zaman öyle yürümüyor. Hayatlarını mütevazı yaşayan bir ailenin geçimini sağlayan ebeveynin eve geldiğinde karşılaştığı o manzara… Ocakta pişen mis kokulu yemek; çocuklarının güler yüzü, neşesi ve eşinin sevgi dolu sıcak karşılaması… Takdir edersiniz ki bu, evine adımını attığı anda paha biçilemez bir mutluluk verir insana. Varlıklı olmak da mutluluğa giden yollardan biri tabii. Yıllarını, belki de hayatını işine ve başarısına adamış bir insanın elde ettiği serveti ve tanınmışlığıyla duyduğu kıvanç duygusunun da benzersiz bir mutluluğu olduğu kesin ama işin aslı şu ki; sahip olduğunuz para mutluluğunuzu diğerlerininkinden ne daha değerli ne de kıymetli kılabilir. Eğer hala aradığınız mutluluk kavramını bulamadıysanız en son mutlu olduğunuz anı düşünün. Bir üniversite kazanmış olabilirsiniz ya da bir yarışma. Yıllardır yaptığınız birikimle istediğiniz evi almış veya hayalinizdeki iş yerinize kavuşmuş olabilirsiniz. En basitinden kaşınan dişlerinizi kaşımanıza yardım edecek o harika oyuncağı bulmuşsunuzdur. Kaşınan dişler mi? O ne alaka yahu? Aslına bakarsanız son örnek diş çıkarma çağında olan bir bebek içindi ya da dişleri kaşınan yetişkinler de olabilir kim bilir? Belki hiçbirimiz bebekliğimizi hatırlamıyoruz ama illaki hepimiz dişlerini oyuncağıyla kaşıyan bir bebeğe tanıklık etmişizdir. O anki tek amaçları kaşınan damaklarına rahatlık vermektir, amaçlarına ulaştıklarında da bir hayli mutlu olurlar. Artık mutluluğun ne anlama geldiğini daha iyi anladığınıza eminim. Mutluluk insanın arzularının, beklentilerinin ve yeri geldiğinde ihtiyaçlarının yanıt bulmasıdır. Her insan için farklıdır mutluluğun menşei. Amacınız ve çabanız işinizdeki mevkiinizi yükseltmeye yönelikse, bir aileye büyük mutluluklar getirebilecek bir evcil hayvana bakma sorumluluğunun size verilmesi sizleri mutlu etmeyebilir. Hayatlarını adadıkları ilim ve fen uğruna fedakârlık yapan bilim insanları içinse durum bundan farksız. Onların ve daha nice insanın mutluluk ağacının dallarını tırmanmasının yolu bilgiden geçiyor. Çünkü bilgi mutluluğa erişmek uğruna verilen mücadelede amacınıza ulaşmanızı size müjdeleyecek en değerli ve en güçlü araç ama her değerli şeyin olduğu gibi bilginin de bilincinde olmanız gereken bedelleri var.


Bilgi insana mutluluğa giden yolun kapılarını aralayabilir fakat yolu yürümek yine kişiye düşüyor ve yol bir hayli engebeli. Bilgi insana güç ve hayatına kalite kattığı gibi sizleri türlü sorunlara ve içinden çıkılması güç denklemlere de gebe bırakabiliyor. “İşin zor kısmını halletmişim zaten, bilgi bende. Daha ne olacak?” diyorsanız dikkatinizi buraya verin çünkü amacı mutluluk olanların en büyük yoldaşı bilginin sizi harap etmesi de olası. Diyelim ki birden fazla üniversitesini bitirmiş, doktorasını başarıyla tamamlamış ve işinde imrenilesi derecede başarılı birisiniz. Kim bunu istemez ki? Peki ya böyle tanıdıklarınız var mı? Varsa ona, hatta kendinize şu soruyu sorun: “Hayatımda elde ettiğim başarılara çevremin tepkisi ne?”. Eğer şanslıysanız bu sorunun cevabı herkesin durumdan memnun olduğu yönünde olur. En azından siz öyle düşünüyorsunuzdur ama başkaları sizinle aynı fikirde olmayabilir. Çünkü kıskançlık insanın hâkim olamadığı bir duygudur, bilginizi ve eriştiğiniz makamı sırf orada kendi yok diye kıskanan insanlara dikkat etmelisiniz. Bu durumun sonucunda özellikle arkadaş çevrenizde kabul görmemeniz ve dışlanmanız söz konusu olabilir. Sahip olduklarınızın karşısında erdemli davranmalı ve çağımızın hastalıkları egoistlik ve bencillikten kaçınmalısınız. Kendinize hâkim olamaz ve aracınız bilgiyi egonuza yem ederseniz mutluluğa giden yolda mahvolursunuz. Şimdi bir lise öğrencisi olmaya ne dersiniz? Hem de başarılı bir öğrenci. Aileniz, arkadaşlarınız ve öğretmenleriniz sizi çok sevsin. Okulunuzda başarılı ve örnek bir öğrenci olun ve çevrenizdekiler sizden büyük işler beklesin. İşte, yolda karşınıza çıkabilecek bir engel daha. Bilgi ve ilim yoluyla edindiğiniz başarı sizi seven insanların sizden beklentileri olmasına sebebiyet verebilir. Eğer bu durumu kontrol etmeyi başaramaz ve üzerinizdeki baskı ve strese teslim olursanız, bilgiyle çıktığınız mutluluk yolunun sonu git gide daha da uzaklaşıyormuşçasına bir hal alır.


Bir de “Cahillik mutluluktur.” diyenler vardır. Bilgiyle gelen tüm sorumlulukların ve karşısında durulması irade isteyen zorlukların yükünden arınmış, dünyadan bir haber yaşanan hayatı mutluluk olarak tanımlayanlar. Eğer hayatınızı ekmek elden, su gölden yaşıyor; geceleri uyumak için başınızı sokacak bir yuva buluyorsanız, bahsettiğim sorumlulukların hiçbirine yükümlü değilsiniz fakat bu elde edeceğiniz mutluluğu sadece ihtiyaçlarınız karşılandığı sürece elinizde tutabileceğiniz anlamına gelir. Güvencenizin yetersiz oluşu gibi, bir de başarmanın ve takdir edilmenin benzersiz kıvanç ve mutluluğundan mahrum bir hayat sürersiniz.

Demem o ki mutluluk bir amaç, bilgiyse o amaca ulaşmanın en kesin yoludur. Bilgiye sahip, erdeminizin, asaletinizin ve ahlakının bilincindeyseniz; mutluluk sizin için kaçınılmaz bir mükâfattır. Bilakis sorumluluklarınızın bilincini kaybeder, bekleneni karşılama derdine düşer ve bilhassa egonuza mağlup olursanız; mutluluk yolundaki seyahatiniz size stres üzüntü ve yalnızlıktan başka bir şey getirmeyecektir.


Keşke dünya tüm kirinden ve bencilliğinden arınsa. Egonun ve kıskançlığın insan benliğine hüküm süremediği, kişiye söz geçiremediği bir dünya… Anlayışın, hoşgörünün ve yardımseverliğin hüküm sürdüğü bir dünya… Herkesin kaşınan dişini oyuncağıyla kaşıyıp mutlu olduğu, daha fazlasına göz dikmediği bir dünya… Harika olmaz mıydı?