..




Konusu:

Bilgi mutluluğa zarar verebilir mi?


 Yazar Rumuzu: şirin1234

 Eser Sıra Numarası: 210226eser29




                                          BİLGİ ve MUTLULUK

        "Bilgi mutluluğa zarar verebilir mi?" Bu soruyu daha önce mutlaka duymuş veya kendinize sormuşsunuzdur. Daha önce kesin bir sonuca varmamış olabilirsiniz ama şu an yanıta ulaşacaksınız çünkü ben sorunun yanıtını biliyorum ve size anlatmak üzereyim.

İlk bakışta bilgi mutsuzluk getiriyormuş gibi gözükebilir. Küçükken mutluymuşuz, büyüyüp ölüm, hastalık, kötülük gibi terimleri öğrendikçe mutluluğumuz elimizden alınıyormuş gibi gelebilir. Örneğin şehirde sıradan ailemizle yaşayan bir kişiymişiz gibi başlayalım. Küçük bir çocukken çok mutluyuz, bunun sebebi tahmin edemeyeceğimiz bir dünyaya ilk adımlarımızı atıyor, dünyayı keşfetmenin heyecanı içerisinde, henüz "kötü" olarak nitelendirilen durumlarla karşılaşmamış ve ailemizin gözbebeği olmamız. Küçükken derin mutsuzluk kavramını bilmiyoruz. Elbet şeker veya oyuncak isteyip alamadığımızda ağlayıp, somurtuyoruz fakat buna kesinlikle mutsuzluk diyemeyiz.

Ancak büyüdükçe bir şeyler öğrenmeye başlıyoruz. Mesela filmlerde insanların birbirine ne kadar kötü davranabileceğini görüyoruz : ihanetler, kıskançlıklar, aldatmalar hatta cinayetler... Önce kısa bir süreliğine paniğe kapılıyor, neyse ki gerçek hayatta böyle şeyler olmaz diyerek kendimizi rahatlatıyoruz. Büyüdükçe anlıyoruz ki filmlerde tanık olduğumuz korkunç sahneler gerçeğin yansımasından başka bir şey değilmiş. Ya da okula başladığımızda kendi başımıza gelmese de başkalarının zorbalığa uğradığını görüyoruz. Herkesin birisini eleştirdiğini fark ediyoruz. Belki de fark etmeden binlerini incitiyoruz. İllaki okula gittiğimiz bunca senede kötü davranışlara rastlıyoruz, insanlarla iletişim kuruyor, küsüyor, barışıyoruz. Demek istediğim daha genç yaşta insanların kötülükleri üzerine öğrendiğimiz bilgiler bizi mutsuz etmeye başlıyor. Aynı zamanda büyüdükçe çevremizden ve internetten sağlık ve hastalıklar hakkında yarım yamalak bilgilere sahip oluyoruz ve bu bilgiler bizi endişelendirebiliyor. Hatta okulda coğrafya dersinde Türkiye'de, tam altımızda ateş çukuruna açılan derin bir fay hattı olduğunu öğreniyoruz ve bu bize korku veriyor. Bir gün düşünüyoruz ve diyoruz ki "Şu ana kadar öğrendiğim bilgiler beni mutsuz etti. Bilgi mutluluğu azaltır."

Yalnız sevinebiliriz çünkü epey yüzeysel bir şekilde ulaşılan bu fikir doğruluktan uzak. Bilgi mutluluğu azaltmaz. Mutsuzluğun sebebi fazla bilgi değil. O zaman ne? Eksik bilgi ve yeterince akıl yürütememek. Neden?

Doğduğundan beri küçük bir odaya hapsedilmiş bir çocuk hayal edelim. Onunla bağlantı kuran birkaç kişi olsun. Çocuğa dış dünyadaki yalnızca kötü olan şeyler hakkında bilgi versinler. Yalan değil, doğru olsun verdikleri bilgiler. Açlıktan, hastalıklardan bahsetsinler. Böyle bir durumda, çocuk dışarı çıkmayı arzulamaz. Çocuk biraz bilgiye sahiptir ve bu bilgiler onu güvenli bölgesinden çıkmaktan alıkoyar. Fakat dışarı çıkarsa eğer dünyaya hayran kalır. Önceden hiç görmediği Dünya onu büyüler. Artık daha mutludur. Daha önce sahip olduğu bilgiler eksikti ve ona endişeden başka bir şey vermiyordu.

Önceki örneklere gelecek olursak, Türkiye'nin fay hattından ateşe düşmeyeceğimizi, gerekli önlemlerle korunabileceğimizi bilirsek mutlu oluruz. Hastalıkların tedavileri bulunduğunu, ölümün kaçınılmazlığını ve bunun doğal bir şey olduğunu akıl yürüterek fark edersek mutlu oluruz. Eksik bilgi çoğu zaman bilgisizlikten daha kötüdür ve günümüzde çok rastlanır. Sahip olduğumuz bilgi tam olmalıdır.

Aynı zamanda bilmek istemediğimiz bir gerçeği bilsek de bilmesek de varoluşunu değiştiremeyiz. Ne kadar kaçınmaya çalışsak da gerçeği değiştiremeyiz. Unutmamalıyız ki bilgi aynı zamanda güçtür ve mutluluk kaynağıdır.

Bunun yanında mutlu olmak için hem iyi hem de kötünün varlığını kabul etmeliyiz ardından hayatta bize mutluluk verenlere ve iyiye odaklanmalıyız. Duygularımızı kabullenmeyi, bazen mutsuz olmanın da normal ve sağlıklı olduğunu da bilmeliyiz. Bu sayede mutluluğa ulaşırız.