..




Konusu:

Bilgi mutluluğa zarar verebilir mi?


 Yazar Rumuzu: izmir1279

 Eser Sıra Numarası: 210225eser28







                                                      ZİHNİMİZİN HAZİNESİ


       Bilgi, sözlükte “öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek” ya da ikinci bir tanım olarak “insan aklının erebileceği olguların bütününe verilen ad” şeklinde geçmektedir. Binlerce belki de milyonlarca bilgi mevcuttur. Fakat tabii ki bu bir sınır değil. Nefes aldığımız her saniye dünyanın bir yerinde biri yeni bir bilgi ediniyordur. Bilgilerin kimisi hayatımızı kolaylaştırmasıyla, kimisi eğlendirme amacıyla; kimisi de bilimsel, sanatsal, toplumsal veya siyasal konuların temelini oluşturmasıyla meşhur. Bazısı ise sadece bizi kendi içimizde bir kaosa sürükler.. Peki bilgi, mutluluğa zarar verebilir mi? Bu soruya cevap verebilmek için önce birtakım örnekler incelemeye ne dersiniz?

Öncelikle somut bir örnek ele alarak başlayalım. Mesela temas halindeki iki cismin birbiri üzerinde sürtünerek oluşturduğu kuvvete sürtünme kuvveti denir ve sürtünme kuvvetinin etkisi sonucu ısı enerjisi açığa çıkar. Bu bir bilgidir ve ilk çağ insanları bu bilgiyi keşfettiklerinde ateşi bulmuşlardır. Ateşi bulduktan sonra daha rahat ısınabilmiş, daha lezzetli yemekler yiyebilmiş ve ateşi daha birçok farklı, yararlı alanda kullanmışlardır. Yani doğal olarak bu bilgi onlara mutluluğu sağlamıştır diyebiliriz, değil mi?

Ayrıca burada ufak bir ayrıntıya değinmek istiyorum. Fark ettiyseniz mutluluğu sağlamıştır diyorum, bu bilgi onları mutlu etmiştir demiyorum. Bunun sebebine de bir göz atmaya ne dersiniz?

Bilgi; amaç değil, araçtır. Kişiye mutluluk getirip getirmeyeceği bu aracın nasıl kullanıldığında saklıdır. Buna teorik örnekler de verilebilir tabii. Az önce verdiğim sürtünme kuvveti örneği gibi. Fakat ben şu an soyut örnekler üzerinde durmak istiyorum. Örneğin bilge insanlar toplum tarafından sevgi ve saygı görürler. Fakat ukala insanlar sevilmez, dışlanırlar. Çünkü ukala insanlar bildiği ile övünen, gereksiz yere bilgiçlik taslayanlardır. Sonuç olarak baktığımızda ikisi de bilgi sahibi kişilerdir. Aralarındaki ayrımı sağlayan şey bilgiyi yansıtma ve ifade etme biçimidir. Bu da “Bilginin bize mutluluk getirip getirmemesi bizim kullanma şeklimizde saklıdır.” cümlesini açıklayan basit bir örnek değil midir?

İnsanoğlu bilgiye açtır. Herkesin hayatında eksik olduğunu hissettiği, kayıp parçalar vardır. Hepimiz bir arayış içindeyiz, farkında olmadan. Kayıp parçalarımızı arıyoruz. Bu herhangi bir şey olabilir. Bunun anlamı da aslında temelinde hepimizin bilgiye ulaşma çabası demek değil midir zaten? Öğrenmeye muhtacız. Bilginin bize mutsuzluğu getirip getirmeyeceğini umursamayız çoğu zaman. Sadece öğrenmek isteriz. Kafamızdaki yapbozu tamamlamak isteriz. O yapbozda her şey mükemmel bir şekilde yerine oturunca mutluluğa ermez miyiz ya da en azından erdiğimizi düşünmez miyiz?

İnsan meraklı, sorgulayan bir varlıktır. Sonuçları bazen kötü olsa bile ne olursa olsun öğrenmek bizi rahatlatır. İçimizdeki haylaz merakı giderir.. Yani aslında öğrenmek başlı başına bir mutluluk kaynağıdır.

Bütün her şeyi bir sonuca bağlamak istediğimizde ulaştığımız düşünce şudur: “Evet, bilgi bazı durumlarda mutluluğa zarar verebilir. Ama yine de unutulmaması gereken bir şey vardır ki o da mutluluğumuzun iplerinin bizim elimizde olduğudur. Beynimizde sadece araç olan bilgiyi de istediğimiz şekilde kontrol etmek mümkündür. Yani demem o ki ipleri elinizden bırakmayın ve zihninizin anahtarını da asla kaybetmeyin.

“Kendi zihniniz kendi hazineniz, hazinenize sahip çıkın..”