..




Konusu:

Bilgi mutluluğa zarar verebilir mi?


 Yazar Rumuzu: hürriyet2084

 Eser Sıra Numarası: 210225eser18


                                

                                                     BİLGİ VE MUTLULUK ÜZERİNE

          Kabullenilmiş; akıllara dolanmış görüşle bilgi kötüdür, bilgiye ulaşan insan mutsuzdur. Düşünen –ki suç işliyordur- araştıran, eleştiren insan mutlak bir mutsuzluğun, hüznün içindedir. Aydın hiçbir zaman mutlu olamaz. Çünkü dünyanın gidişatına aklı erer. Haksızlığı, adaletsizliği, sömürüyü, acıyı, savaşı her şeyi görür. Bu gördükleri karşısında biçaredir: Düzeltmek ister fakat gücü yetmez, yetersizdir. Duyduğu bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli bir şekilde ulaşamamaktadır. Onun özlemi barıştır, adalettir, insanların hayatta bilinçlenmesi, herkesin mutluluğudur. Zamanla bunları görür ve içine düştüğü bu girdaptan çıkamaz. Tüm bu bildikleri onu uyutmaz. Düşününce mutsuz olur; herkesin, her şeyin, kendisinin nasıl düştüğünü görür. ‘‘Düşünüyorum, öyleyse mutsuzum’’ der. Bazen bilmek, sormak ona acıyı ve hatta ölümü getirir. Belki de bir keskin kalem bir kırık gözlük bırakır arkasında. Bazen de bilgi kötülüğe dolayısıyla mutsuzluğa yol açar. Yıkıcı gerçeklerin bilgisi hâline döner. Nazi Almanya’sının bilim adamları, aydınları, filozofları bilgisiz midir? Fakat ne mutlu olabilmişlerdir ne de ortaya mutluluk koyabilmişler. Bilgisiz insana göre cambaz çok güzel cambazlık yapmaktadır ve kralın da eşsiz güzellikte kıyafetleri vardır. Bunlar bilgisiz insanı mutlu eder. Bilgisizlik onlara mutluluğu getirir.

Fakat durum hiç de kabullenilmiş, alışılagelmiş olduğu gibi değildir. Bilgi, insanı mutsuzluğa sürüklemez. Bir deyişle ‘‘Hâlinden memnun bir domuz olmaktansamuzdarip bir Sokrates olmak daha iyidir." Bilginin, mutluluğa zarar verebileceğini düşünmek kendini hayata adamadan yaşamaya umut duymaktır. Sorunların üstünü kapatmaya çalışmak, görmemezlikten gelmektir. Bireyin kendisini, çevresini, dünyayı bilme isteği hayatı anlamlı kılar. Bunun aksi insanın hayvan ve bitkiden farkı olmadığını gösterir. Olanlara kulakları duymaz, gözleri görmez şekilde yaklaşıp ‘‘at gözlüğü’’ takmaktır. Merak etmeyen, sorgulamayan,bilmeyen gelişemez, mutlu olduğunu düşünse de mutsuzdur. Bilgiyi, mutsuzluk aracı olarak görenlerin zaten bir hayat felsefesi yoktur. Var olduğunu sansa da temelsizdir, tembellik içerir.

Her şeyden önemlisi kişinin bilgiyi mecburiyetlerden ve kişisel beklentilerden çıkarmasıdır. Çıkmadığı, bir bilinçle bilgiye kavuşulmadığı hâlde bilgi, bilgi olmaktan çıkarak ezber denen durağanlığa, işe yaramamazlığa dolayısıyla mutsuzluğa dönecektir. Bilgi ve bilinci –belki de bilgeliği- su ve pompaya benzetebiliriz. İçinden su gelmeyen pompa ne kadar nitelikli, ne kadar kullanışlı olursa olsun işe yaramazdır. Bu yüzden bilgi bir bilinç işidir. Bilinç bulunmazsa bilgi mutluluğa zarar verebilir. Zira o hâlde bilgi yalnız yük olur insana. Yunus Emre’nin dediği gibi: ‘‘İlim ilim bilmektir/ İlim kendini bilmektir/ Sen kendini bilmezsen/ Ya nice okumaktır.’’ Merakla, hevesle, istekle ve bilinçle elde edilen bilgi gayet tabii mutluluğa zarar vermez. Bilgi, ‘‘bilgisizliğe övgü’’ hâline bürünse bile bilgi sıfatıyla varoluşunu içeriğinin üstüne çıkaracaktır. Bununla birlikte bilgiyi mutsuz kılan bilginin uçuk beklentilerimizin içine sarılarak gelmesidir. Zannımca insanlar hayatta kayıplarını kazançlarından daha çok görebilir, fark edebilirler. Bu yüzden de olup bitenler hakkında edindikleri bilgiler mutluluklarına zarar verebilir. Fakat bunları görmek farkındalık ve bilinçtir. İnsan, farkındalığıyla gördüklerini aynı farkındalığıyla çözümüne ulaşabilir. Bilinçli olmak aynı zamanda harekete geçmektir. Su kıtlığı yaşanma riski var ve birey bunu biliyorsa ah ve vah edip kötümser olmamalı, harekete geçmelidir. Çünkü bilgi bilgiyi doğurur. Olanı biteni size söyler fakat yanında da çözümünü gerçekleştirecek bilgiyi getirir. Diğer bir yandan bilgi sonsuzluktur. Bilginin sonsuzluğu karşısında hiçbir kalıplaşmış dogma, hiçbir bağlayıcılık ayakta kalamaz. Sonsuzluk kavramı içinde ne kadar hüzün, acı taşırsa taşısın hayret doğurur. Hayret yalnızca ‘‘dehşete düşürücü’’ veya ‘‘birdenbire şaşırtıcı’’ değildir. Hayret bir yandan aydınlanma ve bilinçtir. Kişiye gelen aydınlanma ve bilinç de mutluluk getirecektir. Geçmişe dönüp bakıp aynı kafada olmadığı için kişi mutlu olacak ve açıldığı ufkuyla, kazandığı bilinçle öğrendiği her şey ona haz ve mutluluk verecektir. Bir nebze de bu durumu insana zehir veren bir hastalıktan kurtulmaya benzetebiliriz. İçimizden zehir gider fakat bu tedavi süreci acı çektirebilir. Bilgiyi mutsuzluk görmek çözümü ertelenen zehirdir. Bu yüzden zehri bilginin getirdiği bazı ‘‘acı gerçekler’’ ile temizleyip tamamen vücuttan atmak, bilgiye dayanıklılık göstermek doğrudur.Bu bilinç yolu biraz çetrefillidir, çok uzun ve meşakkatlidir. Ama dünyadaki varlık sebebimiz bilginin mutluluk olduğunu, bilginin mutluluğa zarar vermeyeceğine düşünmeye çok daha uyumludur. Yol boyunca elde edeceğimiz aydınlanma bu yolun ödülüdür. Dediğim gibi bilgiyi kişisel beklentilerimizden çıkarmamız, yolun sonunu görmeyi istemememiz gerekir. Zaten yol boyunca elde edeceklerimiz bize mutluluğu getirecektir.

Bilgisiyle bilinçlenmiş insanlar seçimlerini de bu şekilde yaparlar. Dolayısıyla yaşamlarında yapacakları seçimler de bu mantıkta gider. Mutluluk bir nebze de refah demektir. Bilgili insanlar ise etraflarını bilinçli ve bilgili yapmaya çabalarlar. Bunun sonucunda az bir oranda dahi olsa bilincin bulunduğu bir toplum kendisine refahı getirenleri seçer. Refah da dediğim gibi mutluluğu.

      Hayat bizlere mutluluğu birçok şekilde sunabilir. İsterseniz bilgili bir insan olun isterseniz bilgisiz, mutluluk sizi elbet bulacaktır. Burada asıl konu terimleri tembellikle kalıplara sığdırmadan neyin ne getirebileceğine ne götürebileceğine bakmaktır. Hepimizde biraz tembellik var: Her şeyi iki kelimede, iki seçenekte tanımlama eğilimi gibi. Fakat bilgi, mutluluğa zarar verebilir mi diye düşünürsek bunun cevabının hayır olacağını düşünüyorum. Sorgulama yolunda giden öğrenen ve bilgiye ulaşan özgür bir kafa bilginin getirileriyle birlikte yeise düşmeyecektir. Francis Bacon’un deyimiyle ‘‘Bilgi güçtür.’’ Bilgi insanın ruhunun açlığını giderir. Bu açlığın giderilmesi bir huzuru, mutluluğu doğurur. Belki de doğurmasa bile en azından zarar vermeyecektir. Zati bilgiyi taşıyacak bilince, fazilete sahip olmayanlar, bilgiyi dost meclislerinde satılacak bir ürün gibi görenler zaman içinde bazı beklentilere girecek ve bilgi yük olacağı için onlara mutsuzluğu getirecektir. Bilgiyi mutsuzluk olarak görmek ise ölmek üzere olan bir ağacın kurumuş dallarına tutulmaktır. O dal elbet bir gün kırılır. Yapılması gereken ölmek üzere olan ağaca güneşi ve suyu vermektir. Yani, bilinci ve bilgiyi. İhtiyaçlarını karşılayan ağaç ise yeşillenir, meyvesini verir, koca bir çınar olur…



önceki eser / sonraki eser